Cildin Erken Yaşlanmasını ve Kırışmasını Önleme Yolları

0
732

Cildin Erken Yaşlanmasını ve Kırışmasını Önleme Yolları

Yaşlanma Nedir?

Yaşlanma, hücrenin zayıflaması, hücre rezervlerinin azalması ve normal hücre fonksiyonlarının oluşumunda aksamayla seyreden bir süreçtir. Yaşlanma bir çeşit önceden tasarlanmış olgudur. Genetik bir programın neticesi ya da türlerin genetik özelliklerine göre planlanmış bir saat gibi. Yaşlanma genetik yatkınlığın yanı sıra, fonksiyonlarda azalma, homeostatik bozukluklar ve ölümle sonuçlanan gen ve proteinlerdeki kümülatif harabiyet olarak ta tanımlanabilir.

Yaşlanma çeşitleri ve nedenleri

Yaşlanmak bir hastalık değil, doğal bir süreçtir. Bu süreçte ilk olarak cilt ve saçlarda değişimler gözlenir.  Yaşlanma 30’lu yaşlarda başlayıp, 50’li yaşlara kadar yavaşça devam eder. Sonraki yaşlarda ise hızlanır. Ciltte elastikiyet kaybı, incelme, deformasyon, sarkma, kırışıklıklar, gevşeme; saçlarda seyrekleşme, beyazlama ve kalitesinin bozulması belirgin bir şekilde kendini gösterir. Tabii iç ve dış etkenlerle oluşan bu değişimler kişiden kişiye farklılık gösterebilir.

İç ve dış etkenlere bağlı yaşlanma çeşitleri bilimsel olarak şöyle ifade edilir:

  • İntrinsik (iç) yaşlanma: Kronolojik yani takvim yaşlanması olup, biyolojik yaşlanma süreci anlamına gelir. İşte bu sebeple doğduğumuz andan itibaren zamanla birlikte yaşlanmaya başlarız. Ve maalesef zamanı kontrol altına alamayız ama sağlıklı yaşlanabiliriz.
  • Ekstrinsik (dış) yaşlanma: Çevre kirliliği, UV ışınları (foto-yaşlanmaya sebep olur) ve serbest radikallerin etkisiyle oluşan yaşlanma sürecidir.

Yaşlanmanın birincil nedenleri;

Serbest radikal hasarı

Glycation – Şekerin proteinlere zarar vermesi

Hücresel yaşlanma

İkincil nedenleri;

Dolaşım sorunları

Stres

Toksinlerin birikmesi

Beslenme eksikliklerinden kaynaklanan hücre hasarı

Yaşlılıkla birlikte insan derisinde azalan fonksiyonlar;

Hücre yenilenmesi,

Bariyer fonksiyonu,

Kimyasal arınma,

Hislerin algılanması,

Mekanik korunma,

Yara iyileşmesi,

İmmün – bağışıklık sistemine bağlı cevaplar,

Isı ayarlanması,

Ter salgılanması,

Yağ salgılanması,

D vitamini üretimi,

DNA onarımı


Ciltte Doğal Yaşlanmayı Nasıl Yavaşlatabiliriz?

  • Yaz aylarında güneş ışınlarının çok güçlü olduğu öğlen güneşinden kaçınınız.
  • Sigaradan kaçınarak cildinizin hem içerden hem dışardan hasar görmesini engelleyebilirsiniz.
  • Bazı sebze ve meyvelerin dikkatle cilde tatbik edilmeleri, C vitamini içeren ürünlerin kullanılması cilt için oldukça faydalıdır,
  • Dikkatli ve dengeli bir beslenme gerekir. Şeker ve şekerli yiyecekler, hamur işleri, işlenmiş hazır ve yapay gıdalardan uzak durmak, fazla kilodan korunup sağlıklı ve doğal yiyeceklerle dengeli beslenmek, yaşam biçimi olmalıdır.
  • Ayrıca bol bol su için ve yaz aylarında su miktarını artırınız. Bunu sıradan bir uyarı olarak görmeyin, suyun cildinize sağlayabileceği yararlardan faydalanın.

Erken Yaşlanmaya Sebep olan Serbest Radikaller Neler?

Serbest radikaller, hava kirliliği, sigara, şehir hayatı, kimyasallar, toksinler, radyasyon, okside olmuş yağlara bağlı olarak vücutta oluşan doğal tepkime molekülleridir. Aslında bunlara saldırgan, haydut moleküller de diyebiliriz.

Vücudun bu molekülleri nötralize edebilmesi, vücuttaki enzimler ve vitaminlere bağlıdır. Ancak yaşlandıkça bağışıklık sistemi zayıf düşeceğinden, savunma yok olacak ve yenileme süreci azalacaktır. Yetersiz kalınan bu durumlarda devreye antioksidanlar girer. Antioksidanlar serbest radikalleri etkisiz hale getirebilecek en iyi ajanlardandır.

Serbest radikaller hücreyi oluşturan moleküllerden elektron çalarak stabilite sağlarlar. Hücrenin sürekli hasra uğraması, fonksiyonlarını yitirmesine ve ölüme neden olmaktadır. Belli miktarda hücre hasara uğrarsa, organlarda da hasar oluşur. Bu da hastalıklara yol açar. Oksijen moleküllerinde 4 çift elektron bulunur. Dışarı etkenler elektron yok ederler. Tabii ki diğer moleküllere de savaş başlar. Savaşta serbest radikaller başka moleküllerden elektronu çalarlar ve yeni serbest radikal oluştururlar. Zincir şeklinde devam eder, fakat zincirin yapısı bozulduğundan hücre zarının bozulmasına neden olur, erken yaşlanmalar ve hastalıklar kendini göstermeye başlar. Antioksidanlar ise kaybolan molekülleri yerine koyarak normal oksijen molekülleri oluştururlar, bu şekilde serbest radikalleri etkisizleştirirler.

Antioksidanlar Erken Yaşlanmayı Önler mi?

Sağlıklı ve doğal yiyeceklerle doğru beslenme, serbest radikallerin zararlarını en aza indirir. 30 yaşından sonra hücre yenilenmesinin azaldığını düşünürsek, bu dönemde cildimize daha iyi bakmamız gerekmektedir. Sağlıklı beslenme ve yaşamaya ilgi giderek artmaktadır. Yanlış ve kötü beslenme birçok hastalığın habercisi olmaktadır. Mevsiminde doğal olarak yetiştirilmiş sebzeleri taze, meyveleri olgun tüketerek, antioksidanlarla erken yaşlanmanın önüne geçebiliriz.

Antioksidanlar vücudun doğal savunma mekanizmaının parçasıdırlar. Serbest radikallere yapışıp onları etkisiz hale getirerek cildi korurlar.

Bitki çayları –yeşil çay, siyah çay, biberiye vb.- sağlık ve güzellik için çok iyi bir antioksidan görevi görür.

Cilt üzerine sürülerek uygulanan C vitamini, cildi 2-3 gün boyunca serbest radikallere karşı korur. Yıkanarak çıkmadığı için yararı çok uzun dönem sürer.

Gıdalarımızın içindeki en önemli maddeler

  • A vitamini – havuç, domates
  • B vitamini – buğday, bulgur
  • C vitamini – çilek, limon
  • D vitamini – yumurta, yoğurt
  • E vitamini – fındık, ceviz, badem
  • Polifenol – üzüm çekirdeği
  • Kateşin – yeşil çay
  • Likopen – domates

Meyve ve sebzelerin rengi ne kadar canlı ve parlaksa –kızılcık, böğürtlen, çilek, domates- bağışıklık sistemini güçlendirme ve antioksidan etkileri o kadar fazladır.

Antioksidanlar, cilt dokularındaki vitamini stabilize ederler. Hastalıklara ve erken yaşlanmaya karşı korur, serbest radikalleri avlar ve cildi pürüzsüz hale getirip, sıkılaştırılar.

Fitobesin beslenmeniz ne kadar çeşitli olursa, o kadar yarar sağlar.

Doğal olarak yetiştirilmiş, parlak meyve ve sebzelerde bulunan fitokimyasallar, vücudu dejenerasyona karşı koruyan antioksidanlardır.

Birçok cilt hastalığına karşı kesin tedavi yöntemi olduğunu kesinlikle söyleyemesek de, sağlıklı ve besleyici gıdalarla cildimize çok büyük bir koruma sağlarız.

Peki, bu cildimizi besleyen gıdalar ve maddeler neler?

Alfa Hidroksi Asitler (AHA’lar)

Meyve asitleri olarak bilinirler. Ciltte eksfoliasyon işlemini hızlandırırlar. Eksfoliasyon, cilt yüzeyindeki ölü hücrelerin dökülmesi işlemidir. Cilt bu sayede daha fazla canlanır. Çünkü ölü hücreler cilt yüzeyinde kalırsa ciltte tıkanıklık oluşturabilirler.

Meyve asitlerinin konsantre formu önem taşır. Konsantrasyon ne kadar yoğun ise ürün o kadar etkilidir ama bir o kadar da tahriş edicidir. Cildin güneşe karşı duyarlılığını arttırırlar. Alfa hidroksi asitleri kullanılıyorsa, doğal güneş kremi kullanmak gerekir. Alfa hidroksi asitlerin yoğunlukları fazlalaştığında, mesala gece sürülen meyve asitli bir krem 24 saat etkinliğini devam ettirip diğer gün dışarıya çıktığımızda cildi tahriş edebilir ve ciltte lekeler oluşabilir. Güneşe karşı duyarlılık nedeni, ciltte soyucu etki yapması ve cildin ilk yüzeyindeki bariyeri savunmasız bırakmasıdır.

Laktik asit ve glikolik asit, egzama ve sedef hastalığının tedavisinde etkilidir. Kırışıklık azaltıcı ve nemlendirici özelliği vardır.

Beta hidroksi asitler (örneğin söğüt kabuğunda bulunan salisilik asit ) büyük ölçüde alfa hidroksi asitlerle aynı etkiye sahiptir.

Meyvelerde bulunan cilt için önemli alfa hidroksi asitler: 

Laktik asit ( domates ve ayrıca süt)

Glikolik asit ( şeker kamışı)

Oleik asit ( zeytin ve zeyinyağı )

Malik asit ( Elma ve sirkesi )

Tartarik asit ( üzüm ve sirkesi )

Sitrik asit ( limon, narenciye, ananas)

Asetik asit ( olgunlaşmamış üzüm )

Enzimler

Doğal olarak cildi eksfoliye eder ve parlatır. Meyve ya da sebze püreleri, cilt tedavisinde cildi sıkı ve canlı gösteren uyarıcı enzimler içerir. Örneğin koenzim Q10 yani “gençlik” yakıtı, cilt hücrelerinde doğal yollardan oluşur ve besini enerjiye çevirmeye yardımcı olur.

Enzim seviyesinin artması hücre yenilenmesini ve elasktikiyeti arttırır.

Meyvelerde bulunan cilt için önemli enzimler:

Papaya

Ananas

Flavonoidler

Bitkilerin kendilerini böcek saldırılarından ya da yoğun UV ışınlarının zararlarından korumak için ürettikleri organik moleküllerdir. Serbest radikalleri ortadan kaldırarak virüslerle savaşırlar. Alerjileri önlemeye yardımcı olurlar.

Flavonoid açısından zengin gıdalar:

Yeşil çay

Soğan

Elma

Turunçgiller

Retinoidler

A vitamini türevidir. Retinoik asit gibi güçlü retionoidler yalnızca reçeteyle satılır. Kozmetik kremlerde retinil palmitat ve retinol gibi hafif türevleri bulunur.

Cilt yaşlanmasına karşı savaşırlar.

VİTAMİNLER

Cildi koruyan vitaminler, beslenme yoluyla serbest radikalleri nötralize eder. Güçlü ve dengeleyici vitaminlerin haricen cilde uygulanmasıyla erken yaşlanmanın etkileri azaltılabilir.

Cilde haricen uygulanan vitaminler

A vitamini ( kırışıklık azaltıcı)

C vitamini ( parlaklık ve renk verir)

E vitamini ( cildin dokusunu iyileştirir)

A vitamini

– Saçları ve mukoza dengesini korur.

– Sindirim, solunum ve bağışıklık sitemini destekler.

– Göz kemik ve diş sağlığında yaraların hızla iyileşmesinde etkendir.

– Cildin doğal sağlığını destekler.

– Cildin esnekliğini geliştirir. Nemliliğini artırarak daha fazla esneklik ve yumuşaklık sağlar.

– Foto-yaşlanma belirtilerini azaltır.

– Yağda çözünür ve vücutta depolanır.

– Fazla miktarda alınması deriyi kalınlaştırabilir. Kabalaştırır veya zehirlenmelere neden olabilir.

– A vitamini için güzlük doz 5.000IU’dur.

– Dışarıdan alınırken yemeklerle birlikte alınması daha yararlıdır.

– A vitamini cildi güneşten korur. Fakat UVA, A vitaminini tahrip eder.

– Cildinizin vitamin stoklarını serbest radikallerin saldırısından korumak için , cildinizi antioksidanlarla desteklemeniz gerekir.

– Cildinizi koruyacak yeterli A vitamini temini için, A vitamini içeren yağları veya kremleri cildinize doğrudan sürmeniz çok önemlidir.

– A vitamini en çok yumurtanın sarısı, peynir, karaciğer, böbrek, yürek, domates, kavun, kayısı, karnabahar, havuç ve vişnede bulunur.

B vitamini

– Hücrelerin gelişimi için enzimlerin oluşmasına yardımcı olur. Cilt için B6 vitamini önem taşımaktadır. Enfeksiyonlara neden olan kimyasalları kontrol eder, etkisiz hale getirir.

– B vitamini eksikliği, deri sorunlarına yol açabilir.

– Suda çözünür. Ter ve idrar yolu ile vücuttan atılır. Bu nedenle c vitamini depo edilemediğinden günlük olarak takviye edimelidir.

– B vitamini en çok bira mayası, karaciğer, baklagiller, yumurta, doğal buğday ve tohumlarda bulunur.

– B3 vitamini (niasin)sığır eti, tavuk, yumurta ve sütte bulunur. Vücutta enerji üretilmesini sağlar. Sinir ve sindirim sisteminin sağlıklı kalması için etkilidir. Yüksek dozu ciltte kızarıklığa uzun süre yüksek doz kullanımı da karaciğer tahribatına nende olabilir. B3 vitamininin günlük maksimum kullanım dozu, 17 mg’dır.

– B6 vitamini, karaciğer, tavuk, hindi, morina balığı, tahıl, yumurta, sebze, soya fasulyesi, yer fıstığı, süt ve patateste bulunur. Karbonhidrat ve proteinlerden alınan enerjinin saklanmasını, oksijeni dolaştıran hemoglobinin oluşmasını sağlar. Yüksek dozda alındığından kol ve bacaklarda hissizlik oluşabilir. B6 vitaminin günlük maksimum dozu 10 mg’dır.

– B12 vitamini, kırmızı et, karaciğer, somon balığı, morina, süt, yumurta ve mayada bulunur.

– B12 vitamini, alyuvar üretimini, sinir siteminin sağlıklı tutulmasını, folik asit işlenmesini sağlar. B12 vitaminin günlük maksimum dozu 12 mg’dır.

C vitamini

– Kolajen liflerinin yapıtaşları olan prokolajeni üretir. Hücre yenilenmesini ve sıklığı sağlar.

– Cildin şeffaflaşmasına yardımcı olur.

– Hiperpigmentasyon üretimini kontrol eder.

– Serbest radikalleri temizler.

– Kılcal damar duvarlarını güçlendirir.

– Cilt sağlığına yardımcı olur.

– Cildin bağışıklık sistemini güçlendirir.

– Suda çözünür. Ter ve idrar yolu ile vücuttan atılır. Bu nedenle c vitamini depo edilemediğinden günlük olarak takviye edilmelidir.

– C vitamini en çok çilek, kivi, narenciye, domates, kabak, karnabahar, biber, biberiye ve maydanozda bulunur.

– Hücrelerin korunmasını, demirin vücutta emilimini sağlar.

– C vitaminin günlük maksimum dozu 1,000mg’dır. Yüksek dozda alınırsa karın ağrısı ve ishale sebep olabilir.

D vitamini

– Kalsiyum emilimi ve kemik oluşumu için çok gereklidir.

– Yar iyileşmesinde ve doku iyileştirmede önemli bir rolü vardır.

– Sentezi için alınan gıdalar yeterli olmaz, güneş ışığı gereklidir.

– Yağda eriyen vitaminlerdendir. Vücutta depolanır.

– Eksiklik durumunda takviye edilmesi gerekmektedir.

– D vitamini en çok yoğurt, peynir, yumurtanın sarısı ve balık yağında bulunur.

E vitamini

– Yaşlanma sürecini geciktirir.

– Cilt hücrelerini ve hücre zarlarını korur.

– Kolajen üretimini kontrol eder. Yıkımını yavaşlatır.

– Cilt kuruluğunu giderir.

– Yağda eriyen vitaminlerdendir. Vücutta depolanır.

– Eksiklik durumunda günde 200-400Iu’luk E vitamini alınması ve sabah saatlerinde tercih edilmesi önerilir.

– E vitamini en çok zeytinyağı, soya yağı, tereyağı, kaymak, hindistancevizi ve kuruyemişlerde bulunur ( fındık,ceviz,badem vs).

K vitamini

– Yaraların iyileşmesini, kemiklerin güçlenmesini sağlar.

– Brokoli, ıspanak, bitkisel yağlar, tahıl ve peynirde bulunur.

Beta Karoten

– Cilt ve mukoza astarının sağlıklı olmasını sağlayan A vitaminine dönüşür, enfeksiyonlara ve gece görme zorluklarına karşı bağışıklık sitemini güçlendirir.

– Sarı ve yeşil yapraklı sebzeler, ıspanak, havuç, kırmızı biber, mango, kavun ve kayısı gibi sarı ve turuncu renkli meyvelerde bulunur.

– Sigara içenler ve asbeste maruz kalanlarda akciğer kanseri tiksini arttırır. Fazla alınması durumunda da kanser riskini arttırır.

– Beta karotenin günlük maksimum dozu 7 mg’dır.

Biotin

– Vücudun, gıdayı enerjiye dönüştürmesini sağlar.

– Böbrek, karaciğer, yumurta ve kuru meyvelerde bulunur.

– Biotinin günlük maksimum dozu 0.9 mg’dır

Folik Asit

– Sağlıklı alyuvar oluşumun ve nöral yollardaki bozuklukların azaltılmasını sağlar.

– Yeşil yapraklı sebzeler, brokoli, Brüksel lahanası, bezelye, portakal, nohut, kahverengi pirinç ve muzda bulunur.

-Yüksek dozda alınırsa sinir sisteminde harabiyet yapabilir, yalşılarda B12 emilimini zorlaştırabilir. Folik asitin günlük maksimum dozu 1 mg’dır.

Cilt Yaşlanma Hızını Genetik Miras mı Belirler?

Genler cildin nasıl tepki vereceğini, nasıl yaşlanacağını belirler. Ebeveynlerden gelen genleri, yaş barometresi olarak adlandırırsak, bu yolda dikkatli davranıp çıkabilecek sorunlara karşı kendimizi koruma altına alabiliriz.

Yaşlanma hızını genetik faktörler etkiler ama bunu durdurmak ya da önlemek bizim elimizdedir. 20’li yaşlardan itibaren düzenli olarak ayda bir kere yapılan cilt bakımı, cildinizin geleceğinin aynası olacaktır. Evimizde yapacağımız günlük cilt temizliği ve makyaj sonrası temizleme de göz ardı edilmemesi gereken önemli noktalardandır.

İlerleyen yaşlarda ise özellikle menopoz döneminde, östrojen eksikliğinde cilt yaşlanması ve kuruluğunu önlemek için de cilt yapısına göre birçok bakımlar uygulanabilir.

Cilt için en önemli adımlar

  • Düzenli egzersiz. Besinlerin daha hızlı emilmesini sağlar.
  • Dengeli beslenme. Temiz ve pürüzsüz cilde sahip olmamızı sağlar.
  • Yeterli uyku. Uyku problemi, kolajen ve keratin üretimini azaltır.
  • Derin solunum. Cilde oksijen sağlar.

Anti-aging Nedir?

Kelime anlamı “Yaşlanma Karşıtı” dır. Ancak sadece güzelleşmek adına kullanılamaz, bir tedavi biçimi olarak görülmelidir.

Anti-aging’te amaç, olanı korumak ve oluşabilecek deformasyonların önüne geçip, yaşlanmayı mümkün olduğunca yavaşlatıp, geciktirmektir. Dolayısıyla kişinin kendini kontrol altına alabilmesi için tetkik yapılıp, kişisel sağlık profili belirlemeli, yaşlanmanın ne derecede olduğu saptanarak, sağlık profesyonelleri tarafından kişiye özel anti-aging tedavi programı –doğru beslenme, anti-oksidan alımı düzeyi ve dozu, egzersiz programları, doğru kozmetik kullanımı şeklinde- oluşturulmalıdır. Bu uygulamalrı yapan tıp bölümleri de vardır.

Anti-aging Tonik

Malzeme;

1 tutam yeşil çay

1 tutam nane

1 tutam biberiye

500 ml su

1 tatlı kaşığı elma sirkesi

1 tatlı kaşığı bitkisel gliserin

2 damla nane uçucu yağı

Hazırlama;

500 ml su kaynatılır, 250 ml’si porselen veya cam bir bardakta yeşil çayın üzerine dökülerek demlenir.

Ayrı bir porselen veya cam bardakta nane ve biberiye 15 dakika süreyle demlendirilir.

Sonra yeşil çayın içerisinden 50 ml, nane ve biberiye çayının içinden de 50 ml alınır. İkisi başka bir kapta karıştırılır. İçerisinde bitkisel gliserin, elma sirkesi ve nane uçucu yağı ilave edilir. Cam bir şişeye konulup, buzdolabında muhafaza edilir. Buzdolabında 15 gün saklanabilir. Her gün cilde uygulanır.

Anti-aging Kremi

Malzeme;

25 gr karite yağı (shea butter)

5 gr balmumu

10ml üzüm çekirdeği yağı

15 damla doğal gülsuyu

Hazırlama;

Karite yağı, ufalanmış balmumu ve üzüm çekirdeği yağı cam bir kaseye konarak benmari usulü eritilir. Eriyene kadar karıştırılır. Eridikten sonra su banyosundan alınıp karıştırılmaya devam edilerek, içerisine yavaş yavaş gülsuyu (damlalıkla damlatılarak) eklenir. Tahta bir kaşıkla saat yönünde krem kıvamına gelene kadar karıştırılır. Daha sonra cam krem kaplarına aktarılır. Buzdolabında 6 ay saklanabilir. Her gün nemlendirici olarak kullanılabilir.

Boyun bölgesinin erken yaşta kırışmasını önlemek için;

Malzeme;

20 ml üzüm çekirdeği yağı

10 ml avokado yağı

10 ml katı Hindistan cevizi yağı

Hazırlama;

Katı hindistancevizi yağı benmari usulü eritilir. Ayrı bir kapta üzüm çekirdeği ve avokado yağları da benmari usulü ısıtılır ve eritilen hindistancevizi yağının içerisine ilave edilir.  Hazırlanan karışım cam bir şişeye konur.

Boyun bölgesine masaj halinde uygulanır. Haftada bir tekrarlanır.

Kaynak; Sade Güzellik – A’dan Z’ye Kozmetikler / Seda Sakacı  kitabından alıntılar

Sade Güzellik kitabı için >>>

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu buraya yazınız!
Lütfen isminizi buraya yazınız

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.